Yıldız Tilbe
Bu kadını Delikanlı albümünden beri sevdim ve duygularımda hiçbir değişiklik olmadı. Yanılgıya da düşmedim onun için. Hep yeni birşeyler kattı banaç. Çoğu kişi için önemsiz gelen bir sanatçı benim için çok özel.
Bu kadını Delikanlı albümünden beri sevdim ve duygularımda hiçbir değişiklik olmadı. Yanılgıya da düşmedim onun için. Hep yeni birşeyler kattı banaç. Çoğu kişi için önemsiz gelen bir sanatçı benim için çok özel.
istasyonunda denenmeye başlanan bir sistem,
üzerinden insanlar geçtikçe elektrik üretiyor.
Sistem “piezoelektrik” materyallerle çalışıyor. Bu
özelliği gösteren maddeler, üzerlerine basınç
uygulanarak sıkıştırıldıklarında elektrik akımı
üretirler. Sistemin etkin şekilde çalışmasında
dayanıklılık ve elektrik verimi önemli rol oynuyor.
Elektrik üreten zeminler, yolcuların en yoğun geçtiği
yerler olan bilet gişelerinin altına yerleştiriliyor.
Denemeler bitip normal kullanıma geçildiğinde
bilet gişelerinin ve istasyondaki ekranların buradan
üretilen elektrikle çalıştırılması planlanıyor.
http://techon.nikkeibp.co.jp/english/NEWS_EN/20081204/162357/
Bilim ve Teknik dergisinden alıntıdır.

ABD Hastalık Kontrol ve ÖnlemeMerkezi bu yılki grip aşısının domuz gribine
karşı etkili olup olmayacağı sorusuna net bir yanıt veremiyor. Merkezin başkanı
Richard Besser 27 Nisan’da yaptığı bir basın açıklamasında mevcut aşıların etkili
olduğunu düşünmediklerini söyledi. Öte yandan kimi aşı araştırmacıları
ve halk sağlığı uzmanları bunun henüz kesin olarak bilinemeyeceği görüşündeler.
Örneğin Tennessee’deki bir çocuk araştırma hastanesinde grip uzmanı ve aşı
üreticisi olan Robert Webster “Kendime grip aşısı yaptırmamış olsaydım şimdi
hemen gidip aşı olurdum” diyor. Yine ABD Hastalık Kontrol ve Önleme
Merkezi’nden Daniel Jernigan dağ gelincikleriyle yapılan deneylerde mevcut
grip aşısının domuz gribine sebep olan H1N1 virüsü soyuna karşı etkili olmadığını
gördüklerini bildiriyor. Merkezdeki araştırmacılar daha önce hiç grip virüsü
bulaşmamış dağ gelinciklerine, içerisinde domuz değil de insan kaynaklı H1N1
virüsü parçası bulunan bu yılki grip aşısını uygulamışlar. Daha sonra bu gelinciklerden
aşı tarafından harekete geçirilen antikorları içeren kan serumlarını almışlar ve bu
serumların salgına sebep olan H1N1 virüsüne karşı etkisini test etmişler.
Jernigan, serumların virüse karşı herhangi bir koruma sağlamadığını bildiriyor.
Bununla birlikte Jernigan antikorların, aşının harekete geçirdiği bağışıklık
tepkilerinin sadece bir çeşidinden sorumlu olduğunu da söylüyor. Aşı aynı zamanda
hastalıklı hücreleri kandan temizleyen hücresel bağışıklığı da tetikleyebiliyor. Dağ
gelinciği deneylerinde aşının hastalığın şiddetini azaltıp azaltmadığına ilişkin test
yapılmamış. Belki de çoğu yaşlı insanın önceki aşılardan ya da geçirdikleri grip
hastalıklarından dolayı bu hastalığa karşı bir ölçüde bağışıklığı olabilir.
Boston’daki Halk Sağlığı Okulu Dekanı Julio Frenk de aşının faydalı olabileceğine
ihtimal veriyor. Frenk, Meksika’daki salgında hastalığa yakalanmayan iki grup olan 5 yaş
altı çocuklar ile yaşlılara daha önce gayet kapsamlı bir aşı uygulaması yapıldığını
söylüyor ve aşının en azından kısmi koruma sağlıyor olabileceğini belirtiyor.
Robert Webster da mevcut aşıdaki H1N1 soyu salgına sebep olan H1N1
soyundan bariz biçimde farklı olduğu için aşıdan fazla bir beklentisi olmadığını
ancak yine de aşının belki de orta şiddetteki vakalarla ölümcül vakalar
arasında fark yaratabileceğini söylüyor.
http://sciencenow.sciencemag.org/cgi/content/full/2009/428/1rss=1
Bilim ve Teknik Dergisinden alıntıdır.
çok yüksek miktarlarda elektrik enerjisini depolamayı başardılar. Kapasitörlerin bir
parçası olarak iki metal tabakanın arasına yerleştirilen bu cam şeritler, kalp ritmini
düzenleyici defibrilatör gibi cihazlarda çok yüksek miktarda enerjiyi bir anda
boşaltabiliyor. Hatta bu kapasitörlerin yeni nesil elektrikli taşıtlarda enerji kaynağı
olarak kullanılabileceği düşünülüyor. Genellikle dikdörtgen plaka şeklinde
malzemeden yapılan kapasitörler, bataryaların yapamadığı görevleri
yapabildiği için, elektronik alanında hayati öneme sahip. Her bir kapasitör,
dielektrik ismi verilen ve elektrik enerjisini depolayıp birdenbire büyük miktarlarda
boşaltabilen yalıtkan bir malzeme içerir. Kapasitörlerin bataryalara oranla çok
hızlı bir şekilde şarj edilebilme ve bu enerjiyi boşaltma kapasitelerine sahip
olmaları onları, fotoğraf makinesi flaşları ve dizel motorların marş düzenekleri gibi,
güçlü enerji sinyallerine ihtiyaç duyulan durumlarda çok kullanışlı hale getirir. Aynı
zamanda kapasitörler, sadece binlerce kezle sınırlı dolup boşalabilme kapasitesine
sahip olan bildiğimiz şarj edilebilir pillerden farklı olarak, milyonlarca kez
şarj-deşarj olabilme kapasitesine sahiptir. Araştırmacılar modern cihazların artan
elektrik gücü ihtiyaçlarını karşılamak için daha çok elektrik depolayabilen
malzeme arayışı içerisindeler ve endüstriyel cam teknolojisi de bu noktada
karşımıza çıkıyor. Endüstriyel camlar evlerimizde kullandığımız pencere
camlarından ve aynalardan çok daha sağlamdır ve tekrarlanan kimyasal
tepkimelere karşı daha dayanıklıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan
Pennsylvania Devlet Üniversitesi Malzeme Bölümü’nden araştırmacılar,
plazma ve LCD televizyonlarda kullanılan baryum alüminyum borosilikat olarak
adlandırılan çok ince bir endüstriyel camın, yüksek-enerji depolayan kapasitörlerde
günümüzde yaygın olarak kullanılan polipropilene kıyasla iki kattan daha fazla
elektrik depolayabildiğini keşfettiler. Materials Letters dergisinin
internet sayfasında bildirildiğine göre araştırmacılar, 50 mikrometre (bir saç
telinin yarıçapı) kalınlığındaki cam parçalarını 10-20 mikrometre kalınlığa
inene kadar aside maruz bıraktılar. Daha sonra, elde ettikleri malzemeyi
iki elektrot arasına sıkıştırıp artan miktarlarda elektrik akımı vermek
suretiyle malzemenin elektrik enerjisine dayanma eşiğini tespit ettiler. Malzeme
bu eşiğe (yaklaşık 22.000 Volt) ulaştığında depolanan enerji, yazarlardan biri
olan Nicholas Smith’in ifadesiyle, “havadaki bir şimşek gibi” boşaldı.
Smith’e göre bu kadar yüksek miktarlarda enerji depolayabilme
kapasitesi, camı kapasitör ve benzeri enerji depolayan ürünler üzerine çalışan
insanların ilgi odağı haline getirmiştir. Maliyetinin de düşük olması, bu
malzemeyi, maliyeti genelde yüksek olan özel polimerler veya nanobileşikler
üzerinde çalışan araştırmacılar açısından daha da cazip hale getirmiştir.
http://sciencenow.sciencemag.org/cgi/content/full/2009/505/2
Bilim ve Teknik Dergisinden alıntıdır.
"Akıntılı sularda karıncaları yiyen balıklara rastlarsınız ve Sular
çekildiğinde balıkları yiyen karıncalara."
Roller öylesine değişken ki, bir misyon üstlenmek imkansız neredeyse. Bir
bilen var mıdır yarının neler getireceğini?? Hangi umutlarla başlayacak gün
ve hangi düş kırıklarıyla inecek akşam? Hayat dediğimiz şu derya var ya,
hani hiç bitmeyecek sandığımız, hani kulaklarımızı tıkayıp, gözlerimizi
kapadığımız, duymadığımız, görmediğimiz şu upuzun ve kısacık hayat, aslında
bir soluktan ibaret, yani bir soluk kadar uzun ve bir o kadar da kısa. Ne
garip bir çelişkidir bu böyle. Adı yok, rengi yok, ırkı yok, dini
yok.Aslında adı "çığlık" bunun. Derin, acı ve sancılı bir çığlık. Hani
duymaktan kaçındığımız, hani adımlarımızı umarsızca aşırıp bir başka boyuta,
ardımıza dönüp bakamayacak kadar yüreğimizi titreten, her gün ve her an
duyduğumuz yüzlerce çığlıktan sadece biri.. Gün bitmek üzere. Yarına görerek
ve duyarak başlamak mümkün, yarın yeni bir çığlık duymadan.. NASIL MI??
1...Her gün evden çıktığınızda yada geri döndüğünüzde evinize, arşınladığınız
yol boyu karşılaştığınız çocuklar var, kimsesiz, sahipsiz, iki büklüm
çocuklar, hani şu sokak çocukları. Tutuverin birinin elinden, karnını
doyurun yada giydirin veya banyosunu yaptırın o da olmuyorsa saçını kestirip
yıkatın, hiçbirini yapamıyorsanız sevin, sıcak ve içten bir gülümseme bile
yeter çoğu kez.
2...Otobüsle yolculuk yapıyorsanız ve oturacak bir yer bulabilmişseniz bu iyi
bir şans ama mümkünse yanı başınızda ayakta yolculuk yapan yaşlı insanlara
yada hamile bayanlara yer verin. Kendinizi ve yakınlarınızı sınayın. Bugün
siz onlara, yarın bir başkası size.
3...Kim olduğunun önemi yok, aldığınız simidi alım gücü olmayan biriyle
paylaşın, en azından deneyin.
4...Kırdığınız, üzdüğünüz ve canını acıttığınız insanları düşünün, ulaşma
imkanınız varsa özür dileyip gönlünü alın. Özür insanın Erdemidir.
Ertelemeyin, zaman yetmeyebilir.
5...Alışveriş yapacaksınız. Bir parçada satın alamayan arkadaşınıza, komşunuza
veya varlığından haberdar olduğunuz bir yoksula alın.
6...Uzun zamandır ihmal ettiğiniz bir sevdiğinizin yada dostunuzun kapısını
tıklayın. Hatırlandığını anımsatın ve hatırlayacak kadar değer verdiğinizi.
7...Boşluktaki insanlara yaklaşmaya çalışın, dinleyin, paylaşın. Anlatın,
eleştirin ama incitmemeye özen gösterin. Bağlarını koparan insanları hayata
bağlayan çok az şey vardır. Siz bu bağlardan biri olun.
8...Uyuşturucu, içki, kumar ve çarpık ilişkilerden uzak durun. Kendinize,
ailenize, sevenlerinize ve çevrenize karşı sorumluluklarınızı hatırlayın ve
sizi onlardan uzaklaştıracak illetlerden sakının. Her şey bir ilk'le başlar,
denemeyin bile.
9...Evinizden dargın ayrılmayın. Eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız,
kardeşleriniz. Hayat onlarla güzel.
10...Aşk, yaşam ve ölüm arasındaki hassas köprüdür. Yaşayan bir ölü
yaratmayın. Size tutkulu olan insana ani manevralarla sırtınızı dönmeyin ve
tutkulu olduğunuz insanı size ani manevralarla sırtını dönecek kadar
yıpratmayın.
11...Yürüyün, koşun, dans edin ama bedeninizi tembelliğe mahkum etmeyin.
Fastfood türü yiyecekler tercih etmeyin, kırmızı et, yağlı ve tuzlu
yemeklerden fazla tüketmeyin. Kalp vücudun aynasıdır. Ona iyi bakın. Kalp
ameliyatlarının insan doğramaktan farkı yok. Hastalıklarınızı küçümsemeyin.
12...Abartısız ve doğal olun. Olduğunuz gibi, bu en güzel haliniz.
Yargılamayın ve hor görmeyin. Üstünlük savaşlarınız ağır yenilgiler almanıza
neden olabilir.
13...Konuşmanız gerektiğinde susmayın ve susmanız gerektiğinde konuşmayın.
Dili terbiye etmek zordur ama imkansız değildir.
14...Dürüstlük altın bileziktir, kolunuza takın ve asla çıkarmayın.
15...En büyük yatırımınızı insan'a ve sevgi'ye yapın. Bu bazı zamanlar
canınızı acıtacak olsa da unutmayın değer kaybetmeyen yatırımlarınız var.
Evet hayat çok kısa ve bir o kadarda uzun. Ama gel gelelim ki, şerefle
bitirilmesi gereken en asil görevdi hayat..